Elif
Sabah erken sırtıma vuran güneş, eli ile beni dürten ‘’ uyan’’ diye , sen gibi.. Özgürlükten uçuyorum derken, su oluşumu gördüm bir sokaktan aşağıya doğru akan birikinti gibi önüme katıp tozu toprağı kanalizasyona aktığım da bildim..
Ne anlıyorsam güneşten , ışığından sıcaklığından işte onu biliyorum yanım da olmandan. Tahtaya kalkıyorum her sen geldiğinde aklıma elimde tebeşir ve kala kalıyorum öyle..Hiç ders dinlemeyişimden hiç ilgilenmeyişimden.. seni hiç dinlemeyişimden kaldım sınıfta ve senin sınıf başkanlığında ben hükümetine terörist oldum. Zor!!.. Çok zor hesap vermek yokken meteliğim kalbimde borç istemek gibi beni affet demek sana. Sen söylediklerinde haklısın odunsun diyordun.. yandığım da öğrendim ve yine bildim.
Nasıl olduğunun farkına varmadan ağzından çıkan sözlere köle oluyorken ruhun, dandik biraların mayası gibi mideni bulandıracak ama hoş edecek seni duygu karmaşığın kardeşine duyduğun hayranlık ne kadar hayranlık, aşk mı ?.. bunun adı ne söyleyemiyor musun ? Çıkmıyor değil mi ağzından evet çıkmıyor. Fark. Hiç kolay değil öğrenmek, bebekken yürümek, sevmek , değer bilmek, sabretmek.. İnsan bunları , buna benzer kavramları öğreninceye kadar kaybettikleri ile ödüyor tüm bedelini. Acı cekmeden tatlı anlaşılmıyor, benim seninle evim ; bir halk otobüsü, bir iskele, bir kaykayın üstü olabilir. Bilirim takılmazsın bunlara ama benim söylemek istediklerimin bir ön sözü olmalı sen beni anlarsın ciğerimi bilirsin. Çocukluğum yeni bitti inan ama hala ilgi duyuyorum uzaktan kumandalı arabalara.
Söyledim sana çok yalan, dolan ama ekmek almaya giden çocuğun para üstünü vermeyişiydi yalanlarım. Hiç yalanım yok aslın da için de seni seviyorum olan. Yapılan hatalar var , duymayışlar,görmeyişler görmezden gelişler seni bilmeze vurup, psikolog koltuğun da çocukluğa inişlerim var. Biliyorum sen büyüdüğümü uzaktan izliyorsun bakıyorsun bana ben görmeden seni. Güneş sensin dediğim de iltifat etmiyormuşum gölgem önüme düştüğün de anladım yanın da ondan kısa gölge olmadığın da fark ettim.. İşe giderken hergün traş oluyorum yüzüm yanıyor traş kolonyası değil, yüzüme sesinin vurması gerekiyor. Yanım da olmandan daha keyifli birşey var ise oda elini tutmak, bazen gözlerinin içine bakmak.kaybolmak.kayıp ilanı asmak içimin sokaklarına. Hiç bulunamayacağımı bile bile..
Ben artık sıkı bir fenerbahçeliyim, haberin olsun. . Şimdi anlıyorum adını daha çok ;
Elif demek;
Tek demek
bir demek
biricik demek
ondan başkası yok demek..
bir de uzun ve ince demek.. belki yolumuz gibi, yoluma tabela olur söylediklerin ve gözlerin arkam da durur bir tutarsan elimi sımsıkı..
Önce insanın midesi yıpranıyor aşk acısını içine salınca sevda ve yapamadığın ne varsa sevdan kusturuyor lavaboya en çok da rakıyla mezeleri döküyorsun bok yoluna.. Hırçın olmak serseri olmak birşeyi değiştirmiyor cünkü 18 yaşını coktan gecmiş oluyorsun Aşkı kıvırıp götüne soktuğun da.. Bilmek yavrum bilmek.. anlamanın getirdiği bilmek.. yapacakken durduran duracakken yaptıran yaptırtan yaptırım olan bilmek tecrübenin tuzu biberi olan bilmek sensizlikte öğrenilen bilmek..
17 Mayıs 2012
Tuğrul Sönmez
Not: Hatalarımı görmezden gelin.





